Pazartesi, 03 Mart 2014 12:59

İstanbul'a Turist Olmak

Yazan 

Mart geldiği anda bahar da hemen peşinden geldiğinden, birkaç zamandır yazayım dediğim konu daha da ağır bastı. Eşimle aldığımız -umarım ki uygulayabileceğimiz- yeni bir kararımız var. İstanbul'un yerlisi iken aynı zamanda İstanbul'a turist olmak.

Twitter'da bahsetmiştim, ofisimizde yeni bir iş arkadaşımız var, Amerikalı. Birkaç senedir Avrupa'da yaşamış, şimdi de İstanbul'a yerleşmiş. Avrupa'da ortak gördüğümüz yerler üstüne konuşurken, o aslında İstanbul'un en güzel şehirlerden biri olduğunu, bizim neden şehrimizle ilgili hayıflandığımızı anlamadığını dile getirdi. Evet, İstanbul ile ilgili hayıflanıyoruz. Çünkü gördüğümüz diğer tarihi ve coğrafi güzellikleri olan şehirlere nazaran, dokusunu çok çok büyük oranda tahrip etmişiz bu şehrin. Ayrıca şimdiye kadar gittiğimiz her yerden daha kalabalık, üst üste, sıkışık bir düzenimiz(!) var.

Amerikalı arkadaşımız İstanbul'u biraz bize anlatınca, bir şeyi fark ettik. Biz bir yere turist olarak gittiğimizde şehrin aslında en güzel, seçme yerlerine gidiyoruz. O kadar ki tatillerimizden döndüğümüzde hep uzaktaki şehirleri daha güzel hatırlıyoruz. Tatil sonrasında tekrar tekrar zihnimizde döndürüyoruz o güzellikleri. Yani, en azından ben kültür gezilerim sonrası böyle yapıyorum :)  O da aynı şekilde, en azından şimdilik İstanbul'un seçme güzellikteki yerlerini geziyor, o yüzden çok güzel bir İstanbul görüyor.

Ne zaman ki turist olmaktan çıkıp şehrin sıradan bir sakini oluyoruz, o zaman güzel yerleri görmeyi bırakıp herşeyi kanıksıyoruz, evden işe, işten eve gider oluyoruz. Bu yolculuk köprü üzerinden olup boğazda bile geçse, her gün aynı yeri göre göre sıradanlaşıyor insan için.

İşte biz bu döngüyü biraz kırmaya uğraşacağız. Bunun için ilk durağımız Eminönü oldu. Sahilde, İstanbul Belediyesi çok güzel bir kitapçı açmış, gördünüz mü? Hem çok güzel, kültürel yayınlar yer alıyor, hem gerçekten Avrupa standartlarında bir hatıralık ürün reyonu hazırlamışlar, hem de çay-kahve içebileceğiniz küçük de olsa bir bölüm var. Kültür A.Ş. bir de güzel seri çıkarmış: İstanbul'un Yüzleri. Birçok farklı konuda 100 ögeli listeler hazırlamış. Makalenin kapak resminde de göreceksiniz. Biz İstanbul'un 100 Görülecek Yaşanacak Yeri ile, 100 Adeti kitaplarını alarak serüvenimizi başlattık. Listeyi eritmeyi amaçlıyoruz inşallah. 

Ülkemizde böyle kültürel çalışmalar yapılmasına da ayrı duygulandım. Çünkü biraz şanssız bir dönemde yaşıyoruz. Bir kesinti sonrasındayız. Toplumumuz inanılmaz farklı unsurlardan oluşurken tüm zenginliğini kaybetmiş, bu topraklarda yüzyıllarca yaşamış insanlar gitmiş. Bugüne aslında çok az şey aktarılabilmiş geçmişimizden. Oysa ki bir kültürün en büyük zenginliği birikim. Bu birikimin mümkün olduğunca yeni nesillere hatırlatılması açısından böyle yayınlar ne kadar çıkarılsa az. Tabi yayınlarla da kalmamalı. Şehirlerimizde de tarihi birikim olmalı, kurumlarımızda da. Bologna'da bir tıp öğrencisi nasıl ki 1637 yılında inşa edilmiş Anatomi Tiyatrosu'nu gidip bugün görebiliyorsa, o zamanın kütüphanesini kullanabiliyorsa, biz de benzer olanakları ilerki nesillere bırakmalıyız. Bize kalan miras çok tahrip olmuş olsa da, bizim bırakacaklarımızdan biz sorumluyuz...

Okunma 1871 defa

1 yorum

  • Yorum Linki Cansu TÖRÜN Perşembe, 27 Mart 2014 18:52 yazan Cansu TÖRÜN

    Minecim ağzına sağlık gerçekten okuyup her kelimesine katıldığım bir yazı olmuş .. Bize bırakılan mirası güzel korumak ümidiyle .. Öpüyorum

Yorum Ekle

Lütfen (*) ile işaretlenmiş olan gerekli alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olunuz. Temel HTML kodlarını kullanabilirsiniz.