Cuma, 21 Eylül 2012 07:25

Mobilyada Sadelik, Tekstilde Hareket

Yazan 

Benim evimin çoğunluğun evlerinden hayli farklı olduğu söyleniliyor, ben de bunu gözlemlemeye başladım. Benim tarzımı beğenenler için genelden neyi farklı yaptığımı söylemem gerekirse, mobilyanın kendisinde mümkün olduğunca sadeliğe kaçtığımı, hareketi ev tekstili ürünleriyle sağladığımı söyleyebilirim.

Ev döşemek aslında aynen kıyafette kombin yapmaya benziyor. Hiçbir zaman tek başına düşünmemek lazım seçilen herhangi bir ürünü. Hatta ev döşerken, giyinmekten çok çok daha fazla malzemeyi bir araya getiriyoruz. Sadece mobilyaları değil, o mobilyaların içinin eşya ile dolacağını bile düşünmek gerekiyor. 

Kombin yapmayı kolaylaştıracak sihirli formül, her zaman sade olandan yana olmak bence. Özellikle de büyük parçalarda, yani mesele dekorasyon olunca, mobilyalarda. Diyelim ki koltuk alacağız. O koltuğun üstüde kırlenti olacak, bazen belki koltuk örtüsü veya battaniye konacak, koltuğun önünde durduğu duvarda saat veya tablo olacak, pencere önündeyse arkasında perde olacak değil mi? Sadece koltuktan bahsediyorum. Her ürünün birçok başka şeylerle bu şekilde etkileşim içinde olacağını düşününce, en sağlıklısı mümkün olduğunca az ayrıntısı olan şeyleri bir araya getirip, toplamda makul seviyede bir hareketliliğe ulaşmak.

Bunu en kolay İKEA'da gözlemleyebiliyoruz aslında. Canlı odalar konsepti ile sunum yaptığı için, neyi neyle kombinleyebileceğimizi, aslında ne çok şey kombinlediğimizi ve bu çokluktan oldukça hareketli ortamlar çıkabileceğini bizlere kanıtlıyor. Kendine gidemiyorsanız, showroomdan bile fazla alternatif sergileyen sayfasını ziyaret edebilirsiniz: http://www.facebook.com/IKEATurkiye

Peki, sadeliği daha net açıklarsam, neleri kast ediyorum? En basitinden desen dediğin şeyin, odada büyük nesnelerden sadece birinde olması gerektiğini düşünüyorum. Mesela ya koltuklar desenli olur ve onun haricinde her şey dümdüz renk olur, ya da mesela benim evimdeki gibi perdeler ve halılar biraz desenli olur, koltuklar düz renk olur. Perdelerde de hem güneşliğin hem tülün renkli veya desenli olması problem oluşturuyor bence, tülleri mümkün olduğunca sade tutmak en kolayı. 

Sanırım genel olarak yapılan sadelik karşıtı eylem, bir şeyi "tasarım" saymak ve onu alınmaya değer görmek için, onda illa göze batacak, yeni, farklı bir ayrıntı aramamız. Özellikle mobilyada. Modoko'yu gezdiğim günleri hatırlıyorum. Düz bir mobilya bulamıyorsunuz. İlla ya kulpu elmas görünümlü, ya yatak başında kocaman bir gül var, ya başka bir şey. Düz mobilyalar da gayet tasarım ürünü olabilir. Bunu özümsememiz gerekiyor.

Beni konuşuyorsak, piyasadan farklı yaptığım bir başka şeyin ise parlaklıktan kaçınmak olduğunu düşünüyorum. Ev tekstilinde de, mobilyada da. Parlak lake ciladan hoşlanmadığım gibi, parlak görünen kumaşlardan, objelerden de hoşlanmıyorum ve evimde bulundurmuyorum. Modern evlerde parlak cila vb. olabilir ancak özellikle country tarzı isteyen bayanların uzak durmalarını öneririm.

Hepinize iyi ev döşemeler...

Okunma 3539 defa

1 yorum

  • Yorum Linki kubra Cuma, 21 Eylül 2012 08:56 yazan kubra

    Ev dekorasyon zevkini çok beğeniyorum biliyorsun,aydınlatıcı bir yazı olmuş. Bblogum için hazırladığım bir projem için seni ziyaret etmek isticem ;) Bunuda ilk burada yazıyorum. upppsss :X

Yorum Ekle

Lütfen (*) ile işaretlenmiş olan gerekli alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olunuz. Temel HTML kodlarını kullanabilirsiniz.