Perşembe, 18 Temmuz 2013 11:23

Apartman da Nasıl?

Yazan 

Türkiye öyle ya da böyle büyük bir değişim sürecinde, bu hepimizin malumu. Büyük çapta kentsel dönüşüm projeleri kapımızda, birkaçı hayata geçti bile. Özellikle İstanbul'un geleceğini merak ediyorum. Bu hem güzel hem mahvolmuş kente dair benim de umutlarım var.

Şu an dünyanın en güzel şehri -en azından onlardan biri- olarak nitelenen Paris Avrupa için oldukça yeni bir şehir biliyorsunuz değil mi? Ayrıca, devlet eliyle yapılmış bir nevi yapay bir şehir. Önceleri dar ve biçimsiz sokaklarıyla sağlıksız yaşam koşulları sunan şehri, 1800'lerin sonlarında çok büyük bir çapta dönüşüme sokmuşlar ve ortaya bugünkü dillere destan Paris çıkmış.

Kentsel dönüşümün yararları / zararları konusunda konuşmayacağım. Bu kendine ayrı yazı(lar) isteyen büyük bir mesele. Benim umudum, dönüşüm olacaksa bunun en azından şehircilik açısından iyi sonuçlar vermesi. Nasıl ki Paris küllerinden doğduysa, İstanbul'un da bu çarpık kentleşmesinin geçici bir dönem olmuş olması ve şehrin yeniden estetik bir nitelik kazanması. Sonuçta nasıl o güzelim köşkler, tarihi evleri yıkarak bu biçimsiz apartmanları yaptıysak, pek ala bu apartmanlar da yıkılıp yerine güzel konutlar yapılabilir. Gerçi malesef tarihi niteliği geri döndüremeyeceğiz ama, en azından tarihi olmayan çirkin bir şehirde yaşayacağımıza, tarihi olmasa da güzel bir şehirde yaşayalım.

Peki en azından ben ne şekilde konutlar görmek isterdim? Aslında tabi ki hayalim her tarafın köşk ve cumbalı evlerle dolu olduğu bir yer olurdu ama :) Adı üstünde, hayal işte. Bu kadar nüfusun bir araya toplandığı, arsa fiyatlarının uçtuğu bir yerde, apartman hayatı tek çıkış noktası gibi görünüyor.

Apartman da, nasıl bir apartman? Avrupa'nın insana gösterdiği en yaygın şey, apartmanın illa ki çirkin bir konut biçimi olması gerekmediği. Biz ülkemizde apartman yaparken bir beton kutu yapıp, buna pencere delikleri açıyoruz, deliklere de pimapen takıyoruz, işte bize ev! Ya da biraz daha lüks bir şey, rezidans vb. yapacaksak, komple cam giydiriyoruz.

Oysa ki, bizim de yüksek tavanlarımız olabilir, büyük pencelerimiz de. Pimapen şart ise bile, en azından kahverengi olabilir. Herkes balkonunu kapatıyor, demek ki kapalı balkon olan cumbalar aslında daha doğru bir şeymiş bizim için :) Evlerin ufak süslemeleri olabilir; kalıp işi taş süslemeler, desenli karolar, tamamı olmasa da kısmi ahşap kaplama, çelik küpeşteler yerine ferforje mesela. Ahşap panjurlarımız da olsa tadından yenmezdi ama, o biraz zor galiba :D Hiçbiri olmasın desek, neden yaptığımız yeni binaları Rum apartmanlarımız gibi yapmıyoruz ki, Balat'ta, Fatih'te ne güzel örnekleri var.

İş tabi ki binaların güzelliği ile bitmiyor, düzenli sokaklar, park alanları, meydanlar...Yine kendine özel yazısı olması gereken uzun birer hikaye.

Şu sıralar birkaç bina gördüm, yeniden yapılan, bana umut verdi. Diyanet'e ait binalardı. Biri, Beşiktaş'taki müftülük, diğeri Marmara Üni. ilahiyat fakültesinin yeni binası. Modern-geleneksel sentezine uğraşılmış en azından.

muftuluk

Bunlar gelir gerektiriyor diyebilirsiniz. Sizce geliri olmayan bir toplum muyuz? Yoksa gelirini yaşadığı yerden başka şeylere harcamayı seven bir toplum mu? Bunu herkes düşünürse, farklı cevaplar bulabileceğimizi düşünüyorum. Ya da şunu düşünmeli, geleneksel köy evlerimiz şimdiki apartmanlarımıza göre çok daha fazla estetik öge barındırabiliyor, bu durum gelir dağılımına ters değil mi?

Yazımı bize yakın bir estetik geçmişleri olan ve şu an şehir merkezlerindeki binaları bizden iyi muhafaza etmiş Malaga'dan birkaç fotoğraf ile bitiriyorum.

  • CIMG0209
  • CIMG0215
  • CIMG0320

İnşallah bir gün biz de güzel şehirler yapacağız.

Okunma 2612 defa

Benzer Öğeler (etikete göre)

3 yorum

  • Yorum Linki behiceyenge Perşembe, 18 Temmuz 2013 14:30 yazan behiceyenge

    artık yazlık alanlarda bile modern binalar, apartmanlar yaygınlaşmaya başladı maalesef. ahşap panjurlar, taş kaplanmış duvarlar, meyve ağaçları dolu bahçeler insanın yazlık denince aklına gelen ilk görüntüyken apartmanlar buralarda da karşımıza çıkmaya başladı. şehirlerde ise apartman kaçınılmaz tabiki :/
    o her katında cumba olan apartmanlara bayıldım. ah keşke...

  • Yorum Linki smyrnetalya Perşembe, 18 Temmuz 2013 14:16 yazan smyrnetalya

    Mine selam,
    Binalar ve şehirleşme konusunda seninle tamamen aynı fikirdeyim, eşimle zaman zaman hep bu konuyu konuşmuşuzdur...ama vardığımız sonuç şu: Türkiye yeni zenginleşmekte olan bir ülke, oysa ki, bayıldığımız Fransa, İspanya, İngiltere gibi ülkeler hep zengindi, hep bir yerleri sömürerek bu noktalara geldiler.

    Bir de şunu eski bir rehber olan eşim hep söyler: biz göçebe bir toplumdan geliyoruz, dolayısıyla atalarımız sürekli bir yerde ikamet etmedikleri için, çevrelerini güzelleştirmeye çalışmakla hiç uğraşmamışlar...ve hala mantalitemiz bu yönde..şimdi şimdi üretim sektörünün başındakiler bizlere birşeyleri pompaladıkça -bahçe, balkon mobilyaları, saksılar, yeni kanapeler, mobilyalar, masalar, vs..- alım gücümüz ve eğitim düzeyimiz de yükseldikçe çevremizi güzelleştirmeye başlıyoruz..

    peki şimdi ne yapılabilir? kesinlikle yeni yapılan binalar daha estetik olmalı ama bunun için de bütçe şart ne yazık ki..
    ha bir de Roma'daki gibi olabilirdi zamanında: yeni yapılan apartmanları tamamen eskinin görünümüne sadık kalarak yapıyorlar..bu da bir çözüm..düşünsene İstanbul'da tüm apartmanların Doğan Apartmanı gibi yapıldığını..o zaman o apartmanlara 500 aile sığdırıp daha fazla para kazanamazlar..ne yazık ki bizim ülkede durum bu:(
    sevgiler

  • Yorum Linki yasemin Perşembe, 18 Temmuz 2013 12:59 yazan yasemin

    evet Mine hnm, bence de apartmanda yaşamamız gerekiyorsa dahi bikaç ufak detayla beton binalara can verilebilir, ama şahsi tercihim bahçesinde çay içip çimenlerini sulayıp, terasında vakit geçirebileceğim bir ev, ama yine söylediğiniz gibi hayal.gerçek olr inş.

Yorum Ekle

Lütfen (*) ile işaretlenmiş olan gerekli alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olunuz. Temel HTML kodlarını kullanabilirsiniz.